Yine uykulu gözlerle başladım güne,
Bugünün diğer günlerden farklı olacağı umudunu yaşarken içimde.
Sade ve şekersiz kahvem yanında sıcak zaytinli poğaça.
Yanımda özenle seçme çabamı başarısızlığa uğretacağını bildiğim
gazete.
Aydınlanmışlığım...
Gazete okurken ,
bana anlatılan yalanlara göz atarken farkettim aydınlanmışlığımı.
Fal köşesi ,
kodlarla dolu istihbarat köşesi aslında onun adı.
Spor sayfası,
insanların gerçeğe değil hayale olan tutkusu.
Ya siyaset , sadece satlık kalemlerin cirit atabildiği.
Magazin sayfaları ,
kokainman mankenlerın parlak hayatları.
Neden duz ayna kullanarak yaşamıyoruz hayatı?
Çukur aynalar yada tümsek aynalarla gerçeği süsleyişimiz,
kalıplarımıza sokuşumuz?
Herkes temiz saf hayata olan tutkudan bahsederken
Ne oluyorda büyük resimde bu ortaya çıkıyor?
Sorular...
Gazeteyi katlayıp atı veriyorum
sabah eğlenceme son vermek ısteyerek.
Sokağa çıkıyorum
insanlar AÇ ız!! , İŞSİZ iz!! diye haykırıyorlar.
Çok sevdikleri ve kendilerini adadıkları hükümet
yine kandırmış durumda kendilerini.
Acımıyorum sokakta işsizliğe isyan eden bu topluma
Sıcak parayla yaşadıkları mutluluk
para soğuyunca sona erdi sadece.
Artık evleri soğuk , çocukları üşüyecek
Aş evlerinden alınan soğumuş yemekler konulacak sofraya.
Soğuk Değişim...
Değişmeyecek tek şey
o kişi yine kendini satacak bir sonraki seçımde.
Ara sokaklardan ana caddeye ulaşıyorum .
Şehir hayatının gerektirdiği makinalaşmış insanlara bakıyorum.
If-else ıf yada for döngüleriyle yazılmış
bir c++ programını anlatıyor bana
Başkalarının çizdiği çizgilerde yürüyorlar.
Neden yürüdüklerı önemli degil yada bunu öğrenmeleri.
Sadece bu çizgiden çıkmamaları önemli.
Aynada kendilerine bakmadan sokağa çıkıp
kendilerini görmeden mezara gidecek insanlar..
Öze dönüş...
Adımlarıma yenilerini ekledikçe uzaklaşıyorum bu düzenden
Aslında düzenden değil
kadercilik anlayışla kum kalıba dökülmüş,
Her an kırılmaya hazır kurgudan
Ve son durağa vardığımda
gülümsüyorum kısa günün ardından .
Aydınlanmışlığım karşımda,düz aynadan bakıyorum kendime...




