Ben ben iken hep beni yasarken...
Gün ışığına hasret odada uyanırken güneşime
Günaydın! diyordum şuursuz dünyama.
Uyuduğumu zannettiğim "an"lar beni yaşadığım,
şuursuzluğun şuursuz diye savaş açtığı,
sözcüklerin ceset olduğu,
hissedilenlerin saf olduğu "an"lardı aslında.
Hayatımda dilediğimde elde edebildiğim
"zam" yapmadığım "an"lardı.
Kıyaslama duygusuna sahip olmadığım,
hepsinin farklı olduğunu görebildiğim,
integrallenmiyecek,
toplumsal varoluşun diğerini yok sayma çabasına asice direnen
"an"lardı
Kimi zaman kan kokusunu ciğerime çektiğim
verdiği hissi kirlenmeden yaşadığım,
kimi zaman son metroya baygın binen bedeni taşıyan
kimi zaman gözyaşlarımı kanıma saldığım "an"lardı.
Her uyanışımda bişeyler yitirdiğim
ve
"zam" etiketini yapıştırdığım "an"lardı.
Ve Son Uyanış: ÖLÜM
Artık kendime ait "an"larım yok.
"Zam" ile etiketlenmiş "an"larla yaşıyorum.
Geçmiş gelecek çizgisinde yürüyorum.
Kendime ait olmayan duygular yaşıyorum,
başkalırının seçtiği isimlerle hitap ediyorum onlara.
Hiçliklerimin yerini hepliklerle dolduruyorum
hatta cesetlerin arkasından gözyaşı döküyorum.
Ölümüm gerçekleşmişken var olma çabası veriyorum.
sonunda öğreniyorum hiçliklerimi yok edip
hepliklerle dolu beni yarattığımda muaz"zam" olacağımı...


0 yorum:
Yorum Gönder